Psikoloji

Değersiz Hissetmek | Ankara Psikolog

Kendini değersiz hissetmek, birçok insanın hayatının farklı dönemlerinde yaşayabildiği oldukça yoğun ve zorlayıcı bir duygudur.

Değersiz Hissetmek | Ankara Psikolog

Değersiz Hissetmek

Kendini değersiz hissetmek, birçok insanın hayatının farklı dönemlerinde yaşayabildiği oldukça yoğun ve zorlayıcı bir duygudur.

Değersizlik duygusu bazen “Ben o kadar değersiz biriyim ki kendi annem ve babam bile beni sevmedi.” düşüncesine kadar ulaşabilir. Bu duygu zamanla derinleştikçe kişi, kendisini sevmeyen ya da yeterince değer vermeyen ebeveynlerini haklı görmeye başlayabilir.

“Beni sevmemeleri normaldi. Demek ki gerçekten bende bir sorun vardı.”

Böylece dışarıdan gelen eleştiri ve değersizleştirme, zamanla kişinin kendi iç sesi haline gelir.

Değersizlik Duygusu Nasıl Bir İç Sese Dönüşür?

Çocukluk döneminde sürekli eleştirilen, küçümsenen veya sevgiyi koşullu olarak deneyimleyen bir çocuk, zamanla ailesinin kendisine bakışını içselleştirebilir.

Örneğin;

“Babam konuşmadığımda beni eleştiriyor, konuştuğumda ise sıkıcı olduğumu söylüyor.”

Yıllar içerisinde bu bakış açısı kişinin kendisine yönelik değerlendirmesine dönüşebilir:

“Ben zaten sıkıcıyım.”
“Ne söylesem yanlış.”
“Bende bir problem var.”

Bu nedenle değersizlik duygusu yaşayan kişi, hayatında kötü giden birçok şeyden kendisini sorumlu tutabilir.

Kendisine kötü davranan insanlara öfkelenmek yerine üzüntü ve utanç hissedebilir. Hatta kendisine kötü davranan kişiyi haklı bulabilir.

Çünkü kişinin zihninde artık şu inanç yerleşmiştir:

“Bana böyle davranılmasının bir sebebi olmalı. Demek ki bunu hak ediyorum.”

Sevildiğinde Neden Rahatsız Olabilir?

Değersizlik duygusunun ilginç sonuçlarından biri de kişinin kendisine gerçekten değer veren insanlara karşı yabancılık hissetmesidir.

Birisi onu sevdiğinde, ilgi gösterdiğinde veya değer verdiğinde bunu komik bulabilir, inanmakta zorlanabilir.

Çünkü kişinin zihninde “sevilmiş olmak” yeterince tanıdık bir deneyim değildir.

Bu nedenle sevgi bazen güven vermek yerine kaygı yaratabilir.

Özellikle romantik ilişkilerde şu düşünce ortaya çıkabilir:

“Bu insan neden benimle birlikte? Beni gerçekten tanırsa bu ilişki biter.”

Kişi, sevdiği insanın kendisine yaklaşmasından korkabilir. Çünkü ona göre yakınlaşmak, içerisindeki “kusurların” ortaya çıkması anlamına gelir.

Bu kişiler çoğu zaman değersizlik duygusunun yanında kusurluluk ve utanç duygularını da yoğun şekilde yaşayabilir.

Utançtan Korunmak İçin Kendini Saklamak

Utanç yaşamamak için kişi kendisini saklamayı öğrenebilir.

Gerçek düşüncelerini, ihtiyaçlarını, duygularını ve zayıf gördüğü taraflarını göstermemeye çalışabilir.

Bunun sonucunda bir tür “kabuk” gelişebilir.

Bu kabuk kişiyi kısa vadede kötü duygulardan koruyabilir. Ancak uzun vadede kişinin gerçek benliğinden uzaklaşmasına neden olabilir.

Kişi kendisi gibi olduğunda zevk, heyecan ve paylaşım yaşayabilir. Kendisi olmaktan uzaklaştığında ise geriye daha sert ve mesafeli bir yapı kalabilir.

İnsanlar Değersizlik Duygusuyla Genelde Nasıl Baş Ediyor?

Değersizlik hissi yaşayan kişiler bu duyguyla farklı şekillerde baş etmeye çalışabilir.

1. Değersizliği Kabul Etmek

Kişi doğrudan:

“Ben değersizim.”

inancına boyun eğebilir.

Kendini küçümser, ihtiyaçlarını geri plana atar ve kötü davranışları hak ettiğini düşünebilir.

2. Değersizliği Bastırmak

Bazı kişiler ise bu duygudan kaçmaya çalışır.

Başarısızlık ihtimalinden, eleştiriden veya yakın ilişkilerden uzak durarak değersizlik hissini hissetmemeye çalışabilir.

3. Tam Tersi Bir Kimlik Oluşturmak

Bazı kişiler ise değersizlik duygusunun tam karşısına geçer:

“Ben çok özelim.”
“Ben herkesten daha iyiyim.”
“Kimse beni eleştiremez.”

Kişi kendisini aşırı değerli göstermeye çalışarak alttaki değersizlik duygusundan korunabilir.

Bu durumda başarı, statü, güç veya üstünlük hissi kişinin değerli olduğuna dair bir kanıt haline gelebilir.

Değersizlik Duygusunun Kökenleri Neler Olabilir?

Değersizlik duygusunun oluşmasında çocukluk deneyimleri önemli bir rol oynayabilir.

Örneğin;

* Çocukken aşırı eleştirilmek veya küçümsenmek
* Sürekli cezalandırılmak
* Görünüş, davranış veya kişilik üzerinden eleştirilmek
* Sevildiğini veya değerli olduğunu yeterince hissedememek
* Çocuğa sürekli bir hayal kırıklığı olduğu hissettirilmek
* Fiziksel, duygusal veya cinsel istismara maruz kalmak
* Aile içerisindeki sorunlardan sürekli sorumlu tutulmak
* Başarısız veya kötü biri olduğunun sürekli söylenmesi
* Kardeşlerle kıyaslanmak
* Bir kardeşin sürekli tercih edildiğini hissetmek
* Ebeveynlerden birinin evi terk etmesi ve çocuğun bunun sorumluluğunu kendisinde araması
* Aile içerisindeki çatışmaların ortasında kalmak
* Tekrarlayan eleştiri ve değersizleştirme deneyimleri

kişinin kendisine yönelik algısının olumsuz şekilde şekillenmesine katkıda bulunabilir.

Değersizlik Duygusu İlişkileri Nasıl Etkiler?

Değersizlik duygusu yalnızca kişinin kendisiyle ilişkisini değil, diğer insanlarla kurduğu ilişkileri de etkileyebilir.

Kişi;

* Hiç ilişki kurmak istemeyebilir.
* İlişkileri kısa tutabilir.
* Yakınlaşmaktan kaçınabilir.
* Kendisine kötü davranan insanlara çekilebilir.
* Kendisini aşağılayan kişilerin sevgisini kazanmaya çalışabilir.
* Ulaşılması zor veya duygusal olarak erişilemez kişileri daha çekici bulabilir.
* Kendisine iyi davranan kişilere karşı şüphe duyabilir.
* Partnerinin onayını tekrar tekrar istemesine rağmen verilen onayı yeterince hissedemeyebilir.
* İlişki içerisinde kendisini sürekli başkalarıyla karşılaştırabilir.
* Partnerinin kendisini küçümsemesine veya kötü davranmasına izin verebilir.

Burada oldukça önemli bir nokta vardır:

Tanıdık olan her şey sağlıklı değildir.

Çocuklukta sevgiyle birlikte eleştiri, küçümsenme veya değersizleştirme deneyimlenmişse, kişi yetişkinlikte de benzer ilişki dinamiklerini “normal” veya tanıdık hissedebilir.

Buna karşılık sağlıklı ve şefkatli bir ilişki başlangıçta yabancı gelebilir.

“Beni Seven İnsan Neden Bana Yetmiyor?”

Değersizlik duygusu yaşayan kişinin zihninde bazen şu tür bir düşünce oluşabilir:

“Benim gibi değersiz birine iyi davranıyorsa, demek ki onda da bir problem var.”

Bu nedenle kişi kendisine değer veren insanı küçümseyebilir veya değersizleştirebilir.

Bazen de tam tersine, kendisini sevmeyen kişinin sevgisini kazanmak için yoğun bir çaba gösterebilir.

Yani kişi, kendisini en çok seven insandan uzaklaşırken kendisini en az seven kişinin peşinden gidebilir.

Bu durum dışarıdan bakıldığında çelişkili görünse de kişinin iç dünyasında oldukça anlaşılır bir mekanizmaya dayanabilir:

Tanıdık olan acı, bilinmeyen sevgiden daha güvenli hissedebilir.

Başarı Neden Bazen Değersizliği Çözmez?

Değersizlik hisseden kişi zaman zaman kendisini başarı üzerinden değerli hissetmeye çalışabilir.

“Ne kadar başarılı olursam, o kadar değerli olurum.”

Böylece başarı bir ihtiyaçtan çok, kişinin kendisini değerli hissetmesinin koşulu haline gelir.

İşini iyi yaptığında kendisini değerli hisseder.

Kötü yaptığında ise yeniden aşağılık ve yetersizlik duyguları ortaya çıkar.

Bu nedenle kişi sürekli bir duygusal iniş çıkış yaşayabilir.

Başarı gelir, kişi kısa süreliğine rahatlar.

Sonra yeni bir hedef belirlenir.

Yeni hedef gerçekleşir.

Ardından yine başka bir hedef gelir.

Mutluluk sürekli “karşı kıyıda” yaşanır.

“Bir sonraki başarıda gerçekten iyi hissedeceğim.”

Ancak sorun yalnızca başarı eksikliği değildir.

Değersizlik duygusu çalışılmadığı sürece, başarı kişinin kendisine verdiği değeri kalıcı olarak değiştirmeyebilir.

Eleştiriye Karşı Aşırı Hassasiyet

Değersizlik duygusu yaşayan kişiler için yapıcı bir eleştiri bile bazen saldırı gibi algılanabilir.

Çünkü eleştiri yalnızca yapılan davranışla ilgili değildir; kişinin zihninde doğrudan kendi değerine yönelik bir tehdit haline gelebilir.

“Bunu yanlış yaptın.”

cümlesi,

“Sen yetersizsin.”

şeklinde algılanabilir.

Bu nedenle kişi hatalarıyla yüzleşmekten kaçınabilir.

Örneğin evliliği kötüye giden bir insan, ilişkide kendi payını görmek yerine hiçbir problemi olmadığını savunmaya sıkı sıkıya tutunabilir.

Çünkü kendi hatasını kabul etmek, onun zihninde yalnızca bir davranışı kabul etmek değildir.

“Ben kusurluyum.”

duygusunu yeniden tetikleyebilir.

Oysa her insanın güçlü ve geliştirmesi gereken yönleri vardır. Bir hatayı kabul etmek, kişinin değersiz olduğu anlamına gelmez.

Değersizlik Duygusu Çocuklara Nasıl Aktarılabilir?

Kişi kendi değersizlik duygusuyla çalışmadığında, geçmişte kendisine yapılan bazı davranışları farkında olmadan çocuklarına yöneltebilir.

Çocuğunu sürekli eleştirmek, kusur aramak veya başarısını kendi değerinin bir göstergesi olarak görmek buna örnek olabilir.

Bazen kişi, başkasını eleştirdiğinde kendisini kısa süreliğine daha güçlü hisseder.

Ancak bir başkasının değerini azaltmak, kişinin kendi değerini artırmaz.

Birini küçülterek kendimizi büyütemeyiz.

Değersizlik Duygusundan Nasıl Çıkılır?

Değersizlik duygusunu yalnızca “daha başarılı olarak” veya kendimize sürekli olumlu cümleler söyleyerek ortadan kaldırmak her zaman mümkün olmayabilir.

Asıl önemli olan, kişinin kendisiyle ilgili kökleşmiş inançlarını fark etmesi ve bu inançların nereden geldiğini anlamasıdır.

“Ben değersizim.”

“Bende bir problem var.”

“Sevilirsem gerçek halim ortaya çıkar.”

“Bana kötü davranılması normal.”

gibi inançların sorgulanması gerekir.

Çünkü çocuklukta bir başkasının bize yüklediği kusurlar, yetişkinlikte bizim kendi gerçekliğimiz olmak zorunda değildir.

İnsanın değeri yalnızca başarısından, görünüşünden, ilişkisinden veya başkalarının onayından oluşmaz.

Değersizlik duygusuyla çalışmak; kişinin kendisini kusursuz ilan etmesi değil, kusurları ve güçlü yönleriyle birlikte kendisini insan olarak görebilmeyi öğrenmesidir.

Bu süreçte kişi, kendisine yönelik sert ve cezalandırıcı iç sesi fark etmeyi, sağlıklı sınırlar oluşturmayı, yakın ilişkilerde kendisini daha güvenli ifade etmeyi ve sevgiyi tehdit olarak algılamadan kabul edebilmeyi öğrenebilir.

Değersizlik duygusunun altında çoğu zaman yalnızca “kendini sevmemek” değil, yıllar içerisinde öğrenilmiş bir kendilik algısı bulunur.

Bu nedenle değişim, “Ben değerliyim.” demekle değil, kişinin bunu kendi deneyimleri içerisinde yavaş yavaş hissedebilmeye başlamasıyla mümkün hale gelir.

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tanı, değerlendirme veya psikolojik destek sürecinin yerine geçmez.